Karanlık çoktan çökmüşken yüreğime; bir zamanlar irkildiğim maviliğinde arzularımı şehvetle sana sunmak istediğimi düşünüp başıboş insanların gezdiği tenha sokakların birinde, kokuşmuş pişmanlıklarını yaşamaya mahkum olacaksın.
- Nefesini tut.
Ah, bu şarkı.
Behzat Ç.’nin en çok nesini seviyorum biliyo musun? Ankara’sını.
(Source: thedarksideofmypinkyheart)
Her zaman en çok sevdiğiniz bir şey olsun.
En çok onu sevin.
En çok birini sevin ki en mutsuz anınızda sizi gülümsetsin.
Mesela; en sevdiğiniz yemek, yazı, kitap ya da şarkı.
- Benim de bu.
esra: neden aramıyorsun beni?
behzat: ben kimseyi aramıyorum.
esra: insanlardan kaçtıkça sana daha çok destek oluyorlar. onlara ne yaparsan yap. terk etmeyeceklerini biliyorsun, rahatsın. şimdi böyle konuşuyorum ya, ne diyeceğini o kadar iyi biliyorum ki. “ben kimseye yardım et demedim” diyeceksin, “hiç kimseye ihtiyacım yok” diyeceksin, “saçma sapan konuşma la” diyeceksin. zor şeyler yaşadığını herkes biliyor, ben de biliyorum. seni zaten herkes biliyor. senden herkesin haberi var. sen ne biliyorsun? abinin boşanacağını biliyor musun?
behzat: hee biliyorum. birkaç saat önce öğrendim ben de.
esra: onu da abin söylemiştir. yoksa sen sormazdın bile. içerdeyken ne değişti bilmiyorum. neden benden bu kadar uzaklaştın, bilmiyorum. bir şey söyle. neden?
behzat: ben kimseye zarar vermek istemiyorum.
esra: veriyorsun. bana zarar veriyorsun. artık seninle birlikte miyiz değil miyiz anlayamıyorum.
behzat: ben bilmiyorum.
esra: ben seninle mutsuzluğa da varım dedim. ben varım. sen yoksun.
esra: sorunların var. sen bu sorunları aşamıyorsun. ben de senin ruh hallerini çekmek istemiyorum artık. birlikte mutsuz olalım derken kastım bu değildi. sıkıntın var, ama sen benimle asla, asla paylaşmadın. birlikteyken ne yapıyoruz? içiyoruz, sevişiyoruz, içiyoruz, belgesel izliyoruz. başka da yaptığımız bir şey yok. ben senden çok şey istemedim ki. ama beni kaale almaman… ben bunu asla istemedim. ben hayatında olmasam hiçbir şeyin eksikliğini hissetmeyecekmiş gibisin. bu bana o kadar koyuyor ki. sen bana böyle hissettiriyorsun. ben böyle biriyle yapamam. tamam yaşadıkların zor, bunu defalarca dile getirdim zaten. ama sen de aş artık be behzat, aş artık. ben, cumhuriyet savcısı olarak falan değil, ben, esra, sana olan inancımı kaybediyorum. bazen o kadar manasız, o kadar nedensiz gibi görünen şeyler yapabiliyorsun ki anlayamıyorum seni. anlam veremiyorum ben sana. sen de bir bok paylaşmıyorsun. durduk yere evinden kovuyorsun. yok, yok. ne kadar sevsem de, ben böyle bir adamla yapamam. ben gidiyorum. bir daha yolumu kesme.
behzat: şule… şule benim kızım.